Köklü bir geleneğin temsilcisi: Mehmet Tektaş
Osmanlı hat sanatının kurucusu Şeyh Hamdullah’dan, cerrahi yazmalarındaki minyatürlerle dikkat çeken Sabuncuoğlu Şerafettin’den feyz alıyor Mehmet Tektaş. 30 yılı aşkın süredir yürüttüğü çalışmalarla Amasya’da Türk süsleme sanatlarının öncüsü olan Tektaş, kentin bu alanda sahip olduğu köklü geleneği gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.
Amasya’da hat, tezhip, minyatür denilince o akla geliyor. Kime sorsanız II. Bayezid Külliyesi’nin az ilerisindeki küçük atölyesini tarif ediyor. Osmanlı’nın Amasya’ya armağan ettiği bu ihtişamlı yapının gölgesinde, geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan Türk süsleme sanatlarının en güzel örneklerini veriyor Mehmat Tektaş.
Öğretmen okulu yıllarından bu yana resme ilgi duyan Tektaş, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümündeki öğrenimi sırasında geleneksel Türk süsleme sanatlarına yönelmiş. Sanat yaşamını asıl şekillendiren ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Ordinaryus Profesörlerinden Süheyl Ünver ile tanışması olmuş. Çağımızın dünya çapındaki en büyük kültür tarihçilerinden olan Ünver'in öğütleri, Tektaş'ın önünde yeni bir ufuk açmış: "Ben vaktiyle Amasya'ya geldim. Irmak kenarında oturup Yaliboyu Evleri'nin resmini yaptım, sen de yap. Senin yerinde olsam günlük tutarım, Amasya hakkında gördüğüm her şeyi günbegün kaydederim. Bunlar ileride kitap olur." Bu öğüdünün üstüne Tektaş'ın yaptığı ilk iş, bir gömleğin içerisinden çıkan kartonun kenarlarını kesip, onun üzerine suluboya resim yapmak olmuş. Amasya'ya döndüğünde önce Amasya Lisesi'nde sanat tarihi öğretmenliği, ardından da Amasya Müzesi Müdürlüğü görevlerinde bulunan Tektaş, bir yandan da sanatsal faaliyetlerini sürdürmüş. Amatör ruhla yürüttüğü bu çalışmalarla edindiği bilgileri paylaşmaktan da çekinmemiş, dersler vermiş. Zamanla Amasya'da Türk süsleme sanatlarına ilgi duyan herkes ona danışmaya başlamış. 1996 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'nın düzenlediği hat, tezhip ve ebru seminerlerine katılarak eksiklerini kapatan Tektaş, o tarihten sonra da verdiği kurslar ve açtığı sergilerle Amasya'da geleneksel Türk süsleme sanatlarının öncüsü olmuş.




30 yılı aşkın süredir sevgi, sabır ve emeğini yansıttığı çalışmalarını bugün Gani Sokak'taki mütevazı atölyesinde sürdürüyor
Mehmet Tektaş. Sanatını Amasya'nın tarihinden beslediğini söylüyor. Kentin Türk süsleme sanatlarında köklü bir geleneğin temsilcisi olduğuna değinmeden de edemiyor: "1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'nun Türkleşmesiyle beraber, Semerkant, Buhara, Maveraünnehir bölgesinde ne kadar sanatkâr var ise sultanlarla birlikte Amasya, Konya Kayseri ve Sivas gibi şehirlere gelmişler. Bunlardan Amasya birçok özelliğinin yanı sıra hat sanatı ve yetiştirdiği sanatçılarıyla ün salmış. Öyle ki Osmanlı hat ekolünün temeli, Şeyh Hamdullah tarafından burada atılmış. Dünya tıp tarihinde önemli bir yeri olan Sabuncuzade Şerafettin'in cerrahi yazmalarındaki minyatürler de Amasya'da hattın yanı sıra minyatürün de gelişmiş olduğunun kanıtıdır. Amasya'da bu birikim şehzadelerin teşvikiyle ilerlemiş. Ancak şehzadeler buradan ayaklarını kesince çalışmalar da durmuş. İşte benim amacım bu tarihi mirası gün yüzüne çıkarmak.”
Süsleme sanatlarının toplumların estetik anlayışlarını yansıtması açısından önem taşıdığına dikkat çeken sanatçı, az sayıdaki öğrencisiyle bu köklü geleneği yaşatmaya çalışıyor. Amasyalılardan yeterince ilgi ve destek göremediği için biraz buruk olsa da Türk süsleme sanatlarındaki Amasya ekolünü canlandırma hayalinden vazgeçmiş değil.
Yazı: Derya Şahin Şan
| Bu içerik, Amasya Kültür ve Turizm Dergisi’nin Haziran 2012 tarihli 1. sayısında yayımlanmıştır.