Şehri Amasya’nın tarihine yolculuk

Amasya Müzesi 1925 yılında Sultan II. Bayezid Külliyesi'nin bir bölümü olan medrese binasının iki odasında toplanan az sayıda arkeolojik eserle İslami Dönem mumyalarının bir araya getirilmesi sonucu "Müze Deposu " olarak kurulmuş.

Zamanla eserlerin çoğalması ve teşhir edilecek yeni mekânlara ihtiyaç duyulması nedeniyle, 1962 yılında Gök Medrese, 1977 yılında ise bugünkü modern binasına taşınmış. 1998 yılının son ayında yeniden teşhir tanzim çalışmaları ve tadilatlar için Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce onarımdan geçirilerek, yeniden teşhir tanzime alınıp modernize edilmiş ve çağdaş hale getirilmiş.

Amasya Müzesi bugün 13 ayrı medeniyete ait arkeolojik, etnografik, sikke mühür, el yazması ve mumyalardan oluşan yaklaşık 24 bin eseriyle bölgenin en modern ve en zengin müzelerinden biri olarak Türkiye'nin kültür ve turizmine hizmet ediyor.

3 katlı müzenin bodrum katında depolar laboratuvar, toplantı salonu ve diğer hizmet birimleri, alt katta arkeolojik eserler sikke teşhir reyonları, üst katta ise etnografik eserlerin teşhir edildiği salon, konferans salonu ile İlhanlı Dönemi'ne ait 8 adet mumyanın sergilendiği mumya salonu bulunuyor. Bahçede ise çeşitli dönemlere ait taş eserler teşhir ediliyor.

Ancient Roman sarcophagus and artifacts on display at the Amasya Archeology Museum in Turkey.
Ancient Roman sarcophagus and artifacts on display at the Amasya Archeology Museum in Turkey.

Amasya Müzesi, Hititlerden Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara kadar 13 ayrı medeniyete ait arkeolojik, etnografik, sikke, mühür, el yazması ve mumyalardan oluşan 24 bin eseriyle bölgenin en modern ve en zengin müzesi.

Ancient Roman stone bust and stelae with Greek inscriptions at Amasya museum exhibit.
Ancient Roman stone bust and stelae with Greek inscriptions at Amasya museum exhibit.

Alt Salon Teşhiri

Fosiller Vitrini: Amasya bölgesinden elde edilen jeolojik devirlere ait çeşitli fosiller, özel vitrinler içerisinde sergileniyor. Günümüzden 65-50 milyon yıl önce yaşamış ammonitler, salyongozlar, deniz minareleri ve deniz kaplumbağası bu vitrinde sergilenen fosiller arasında yer alıyor.

Geç Neolitik ve Kalkolitik Çağ Vitrini (MÖ 7000-6500): Bu vitrin içerisinde Amasya'nın Doğantepe beldesinde bulunan Doğantepe Höyüğü'nde 2007 yılında Müze Müdürlüğünce yürütülen kurtarma kazılarından elde edilen pişmiş toprak heykelcik, figürinler, yayık ve kaplar sergileniyor.

Ancient bronze Hittite deity statuette wearing a conical hat in a museum display case.
Ancient bronze Hittite deity statuette wearing a conical hat in a museum display case.

Arkeoloji literatüründe Hitit Tanrısı Fırtına Teşup olarak tanınan eser, dünya arkeolojisinin ünik eserlerinden biridir.

Fırtına Tanrı Heykelciği: Arkeoloji literatüründe Hitit Fırtına Tanrısı Fırtına Teşup olarak tanınan eser; dünya arkeolojisinin ünik eserlerinden birisidir. Amasya Merkez, Doğantepe Beldesi'nde bir höyükte 1962 yılında tesadüfen bulunmuştur. Bronzdan döküm tekniğinde yapılmış olan eserin bacakları, kolları ve bazı parçaları henüz bulunamamıştır. Hitit İmparatorluk dönemi kaya kabartmalarında yer alan tanrı tasvirleriyle özellikle de Boğazköy (Hattuşaş) Yazılıkaya açık hava tapınağındaki tanrı kabartmalarıyla benzerlik gösterir. Sivri külahlı, kısa etekli öne doğru adım atmış vaziyette tasvir edilmiş eserin mevcut bölümünün yüksekliği 21,5 santimetre, ağırlığı ise 1340 gramdır. Hitit İmparatorluk dönemine ait olan, bulunabilen diğer metal heykeller içerisinde en büyük boyutlu insan heykelidir. Kalın kaşları, çukur gözleri, düzgün giyimli tebessüm ederken betimlenmesine rağmen haşin ve mağrur bir ifadeye sahiptir.

Demir Çağı Vitrini: Frig Çağı (MÖ 1200- 600): MÖ 1200 civarında Kavimler Göçü ile Anadolu'ya gelen Frigler, bölgede hüküm sürmüştür. Başkentleri Ankara yakınlarındaki Gordion'dur. Devetüyü hamurlu çarkta yapılmış, yonca ağızlı, geniş gövdeli, tek kulplu, düz dipli, üzeri krem renk astarlı, kırmızı kahverengi boya ile gövdeye paralel bant şeklinde motiflerle bezeli eserler ile özel günlerde libasyon için kullanılan değişik hayvan tiplerindeki ritonlar müzede yer alan bu döneme ait eserlerdir.

İstik Çağı (MÖ 6 YY): 1970 yılında Amasya'nın Gümüşhacıköy ilçesi İmirler Köyü'nde yapılan bir kazıdan gelen eserlerdir. Bir İskit süvarisine ait mezardan ele geçen ikiye bükülmüş demir kılıç, bronzdan yapılmış sap delikli harp baltası, çok fazla miktarda mahmuzlu bronzdan söğüt yaprağı şekilli ok uçları, at koşum takımına ait gem parçası ve bir adet bronz orta boy çan buluntuları müzede teşhir ediliyor.

Hellenistik Çağ (MÖ 330-30): Müzede bu çağa ait teşhir edilen eserler arasında pişmiş topraktan geniş ağızlı, düz kaideli, açık kiremit renk hamurlu, çarkta yapılmış çift ve tek kulplu bardaklar, testiler, depas (çift kulplu bardak) üzerinde üzüm salkımı ve asma yaprağı motifi ile kabartma olarak bezenmiş bir kap ve geniş yayvan bir tabak bulunuyor.

Ancient Roman and Ottoman period clay pipes and artifacts on display at a museum.
Ancient Roman and Ottoman period clay pipes and artifacts on display at a museum.

Bu bölümde pişmiş topraktan konveks ağız kenarlı, bombe gövdeli, yuvarlak halka kaideli, çift kulplu, gövde üzeri metoplara bölünmüş, içleri bej zemin üzerine kahverengi ile ördek figürü işlenmiş bir eser de yer alıyor. Geometrik şekillerle bezenmiş, geometrik çağa ait bir kâse ve yuvarlak ağızlı, kısa silindirik boyunlu gövde üzerinde kırmızı figür tekniği ile işlenmiş bir filamengo figürü tasviri yapılmış olan pişmiş toprak testi de teşhir ediliyor.

Kandiller Vitrini: Hellenistik ve Roma Çağında aydınlatma amacıyla kullanılan pişmiş topraktan yapılmış çeşitli boy ve tiplerde, genellikle kiremit renk hamurlu kandiller sergileniyor.

Roma Çağı (MÖ 30- M.S 476):

Müzenin en zengin koleksiyonunu oluşturan bu çağa ait eserler iki ayrı vitrin halinde sergileniyor.

Cam eserler bölümünde yer alan Roma çağına ait cam eserlerin çoğunu ince uzun formlar ile gözyaşı şişeleri, koku kapları ve kâseler oluşturuyor. Bu vitrinde yuvarlak ağızlı, kısa boyunlu, ince uzun, tabana doğru daralan amphora tipli, çift kulplu, sarı renkli gövde üzerine siyah, mavi ve kahverengi renklerle bezemeli, kum kalıbı tekniği ile yapılmış bir eser de yer alıyor. Roma seramikleri bölümünde sergilenen çift kulplu testiler form bakımından değişiklik arz ediyor. Genellikle açık kiremit renk hamurlu ve kırmızı banyolu olan bu eserlerin bazılarının gövdeleri ile kulp başlarında bezemeler bulunuyor. Vitrinde birbirinin benzeri yayvan şekilli çanaklar da bulunuyor.

Masklar bölümünde karşıdan seyredilmek için topraktan yapılmış sadece yüz hatları işlenmiş, ağızları şarkı söyler vaziyette, tiyatrocu masklar sergileniyor.

Bronz kaplar bölümünde, tek kulplu, kulpsuz ve sadece kazan kulplu olarak kullanılan, dövme ve dökme tekniğinde, günlük kullanım için yapılmış Roma Dönemi eserleri yer alıyor. Ayrı bir vitrinde ise genel olarak çocuk mezarlarına ölü hediyesi olarak bırakılan bronzdan yapılmış objeler bulunuyor. Bilhassa boğa ve kartal heykelcilikleri ile yılan figürü dikkati çekiyor.

Heykeller bölümünde Helenistik ve Roma Dönemine ait heykeller sergileniyor. Başı olmayan giysili rahip heykeli, Tanrı Dionysos ve oğluna ait yüksek kabartma üzerine oturan kadın heykeli ile Roma Dönemine ait İmparator portreleri vitrin içinde teşhir ediliyor.

Ancient mummies on display in glass cases at the Amasya Archeological Museum in Turkey.
Ancient mummies on display in glass cases at the Amasya Archeological Museum in Turkey.

Üst Salon Teşhiri

Etnografik Eserler Seksiyonu (Osmanlı Dönemi Eserleri)

Bu bölümde eserler konularına göre ayrı ayrı vitrinlerde sancaklar, silahlar, el yazma Kuran'ı Kerim'ler, bindallı ve kadın ziynet eşyaları Osmanlı Dönemi tombakları, mutfak eşyaları lambalar, hamam takımları, sedef sandıklar, aksesuarlar, astronomi aletleri, pusulalar, saatler, çay kahve ve sigara takımları, şifa tasları, çaydanlıklar, muskalar teşhir ediliyor.

Salonun batısında, kaybolmak üzere olan el zanaatları 5 ayrı reyonda cansız mankenlerle tanıtılıyor. İp, sicim tezgâhı ve aksesuarı, saraç, dokuma tezgâhı, semavercilik, kalaycılık, bakırcılık, tarım aletleri ve orta bölümde Bizans ile Osmanlı Dönemlerine ait ahşap işçiliğinin nadide örnekleri sergileniyor.

Mumyalar Salonu

Amasya Müzesi, Anadolu'daki en çok mumyaya sahip müzedir. 8 adet mumyanın sergilendiği bu bölüm, müzenin İşbuğa Noyin ve Cumudar mumyaları, en çok ilgi çeken bölümüdür. Bunlardan Selçuklu Dönemi'ne (1237-1247) ait Burmalı Minare Camisi'ne bitişik olarak yapılmış ve halk arasında Cumudar Türbesi olarak bilinen kümbetten, 1855 yılında orijinali kilise olan Fethiye Camisi'nin (1116) bodrum katından çıkarılarak Cumudar Türbesi'ne nakledilen mumyalar ise İlhanlıların Anadolu'daki siyasi egemenlikleri zamanında Amasya Valiliği yapmış olan İzettin Mehmet Pervane Bey, erkek ve kız çocukları ve cariyelerinden birine aittir. Kız çocuklarına ait iki mumya tüm olmayıp sadece gövde kısımları günümüze ulaşmıştır.

Mumyalar, 1928 yılında Cumudar Türbesi'nden çıkarılarak ilk müze olarak kullanılan Sultan II. Beyazid Külliyesi'nin Medrese kısmına nakledilen mumyalar, 1952 yılında Yeşilırmak Nehri'nin taşması sonucu sular altında kalarak zarar görmüştür. 1966'da Amasya Gök Medrese Camisi'ne, 1977'de yeni yapılan bugünkü modern müze binasının alt katına konulmuş, 1980 yılında müze bahçesinde bulunan türbeye nakledilmiş, son olarak da şu an mumya salonunda teşhire sunulmuştur.

Açık Hava Teşhiri

Müze binasının batısında bulunan müze bahçesi içerisinde Hitit, Helenistik, Bizans, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait, büyük boyutlu taş eserler teşhir ediliyor. Taşova İlçesi'nden getirilen Hitit kapı aslanları, Helenistik ve Roma dönemlerine ait kitabeli, büstlü mezar stelleri, İyon ve korint tarzında yapılmış sütun başlıkları, anıtsal yapı parçaları, Roma dönemlerine ait mermer, kireç taşından yapılmış asma dalı bezeli lahitler, Bizans Dönemi'ne ait mezar stelleri, kabartmalı lahitler, mimari parçalar, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait inşa kitabeleri, sanduklar, mezar taşları ve Sultan II. Bayezid Camii'ne ait 1939 depreminde yıkılan son cemaat mahallinin orijinal sütun kaide ve başlıkları sergileniyor.

Kalkolitik Mezarlık Vitrini: Doğantepe Höyüğünde yapılan kazılarda kalkolitik ve tunç yerleşmesinin mekân altlarından elde edilen bir aileye ait toplam 7 adet pişmiş toprak küp (pithos) ve çömlek içerisine hocker pozisyonunda, yani dizler karna çekik, baş kollar arasında yan yatmış (cenin pozisyonunda) şekilde defnedilmiş bir bebek ve üç yetişkinin mezarları bu- luntu şekilleri ile teşhir ediliyor.

Lahitler: Bu bölümde üçü pişmiş topraktan, diğeri bronzdan yapılmış 4 adet lahit sergileniyor.

Bronz Lahit: Hellenistik Döneme ait bronz lahit, dövme tekniği ile yapılmış modern banyo küveti şeklinde. Ağız kenarlarına yakın köşelerde simetrik 4 kulp bulunuyor. Amasya'nın Taşova ilçesi Esençay beldesi, Çakırmıstığı'nın Tepesi olarak bilinen büyük tümülüsten çıkarılmış.

Pişmiş Toprak Lahitleri: Bir tanesi köşeli diğeri silindirik, üçüncüsü ise küvet şeklinde olan pişmiş toprak lahitleri, Roma döneminde mezar olarak kullanılmış.

Tunç Çağı Eserleri (M.Ö.3500-2100): Müzede bu çağı temsil eden eserler, iki ayrı vitrinde teşhir ediliyor. İlk vitrinde pişmiş topraktan yapılmış siyah ve kırmızı renkli, iyi perdahlanmış ve bazılarının üzeri yivle bezenmiş maden taklidi, kulplu ve kulpsuz küre gövdeli, yuvarlak ağızlı, düz dipli çanaklar, testiler ve çömlekler yer alıyor. Tümü elde yapılmış olan bu eserler, Amasya merkez Mahmatlar ve Merzifon Oymaağaç köyündeki kazılardan elde edilmiş.

Diğer vitrinde ise bronz hançerler, baltalar, mızrak uçları, değişik tipte taş baltalar, kemik iğneler, ağırşaklar ve damga mühürler teşhir ediliyor.

Mühür Vitrini: Küçük bir vitrin içerisinde Oluz Höyük kazıları ile son yıllarda Müze Müdürlüğünce yapılan kazılardan elde edilen ve satın alma yoluyla kazandırılan Tunç Çağı'ndan Hitit İmparatorluk dönemine kadar olan silindir ve damga mühürler sergileniyor. Hitit Çağı Eserleri: Vitrin içerisinde pişmiş topraktan tabaklar, kâseler, boğa başları, teracotta insan figürleri, idoller ile dini törenlerde kullanılan üçlü kutsal kaplar teşhir ediliyor. Vitrinde ayrıca gaga ağızlı, süzgeçli, devetüyü renkli hamurlu pişmiş topraktan testiler, çanaklar, kâseler ve pişmiş topraktan yapılmış bir sunak yer alıyor.

Defineler Vitrini: Arkeoloji seksiyonunun sağında, toplam 4 adet küçük vitrinin içerisinde sergileniyor. Birinci vitrinde; Gümüş İskender Definesi ve yine aynı vitrin içerisinde Helenistik Çağ Pontus dönemi bronz definesi yer alıyor. İkinci vitrinde; Roma Dönemi Saraycık Köyü definesi, Roma İmparatoru Konstantinus (M.S 306-337) Dönemi'nde İstanbul ve Antakya'da darp edilen 9 değişik tipte bin 134 adet bronz sikkeden oluşan define, Bizans çağına ait bakır sikke definesi, Bizans Dönemi Esençay Altın Definesi ve bakır Bizans definesi teşhir ediliyor. Üçüncü vitrinde; Helenistik Çağ, Roma ve Osmanlı dönemlerinde Amasya Şehri adına darp edilmiş sikkeler, dördüncü vitrinde ise; Selçuklu Dönemi II. Giyaseddin Keyhüsrev gümüş definesi, Osmanlı Dönemi II. Murad'ın definesi, Fatih Sultan Mehmet Dönemi gümüş definesi, Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait altın definesi sergileniyor.

Bizans Çağı (MS 476-1453): Bu devre ait eserler arkeolojik koleksiyonun son vitrininde teşhire sunuluyor. Tek kulplu krem renkli testiler, bronzdan yapılmış kandiller, 19. yüzyıla ait pişmiş toprak Hz. Meryem heykeli ve yine ahşap üzerine yağlı boya ile yapılmış Hz. Meryem'in göğe yükselişini anlatan ikona ile kilise formlu taştan yapılmış röliker- kemik muhafazaları, geç dönem taş baskı İncilleri, haçlar ve ağırlıklar, taş kumaş baskıları sergileniyor.

Kadın Ziynet Eserleri: Altın, gümüş ve camdan yapılmış ziynet eşyalarının çoğunu yüzükler ve küpeler oluşturuyor. Akik taşlı, üzerlerine insan ve hayvan figürleri işlenmiş yüzükler, çok çeşitli şekillerde küpeler, renkli ve camdan yapılmış bilezikler, altından yapılmış kolyeler teşhir ediliyor. Alpaslan beldesinde Roma Dönemi genç kız mezarından çıkarılan ve satın alma yoluyla müzeye kazandırılan çift başlı kuş figürü dizelerinden oluşan gerdanlık, bir çift küpe ve bir yüzük bu bölümün dikkat çekici eserleri arasında yer alıyor. Bu bölümde ayrıca Amasya merkez, Uygur bölgesinde Müze Müdürlüğünce 1996 yılında yapılan kurtarma kazılarında Uygur Lahiti'nde ele geçen MS 1 yüzyıla ait altın eserler yer alıyor.

Sikkeler Vitrini: Arkeolojik bölümün sonunda yer alan bu vitrinde Helenistik Dönem, Roma Dönemi altın ve bronz sikkeleri ile Bizans Dönemi altın ve bakır, Sasani, Selçuklu ve İlhanlı Dönemi gümüş, Osmanlı Dönemi altın sikkeleri kronolojik sıraya göre sergileniyor.

Oluz Höyük Kazı Vitrini: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya Bölümü Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Şevket Dönmez başkanlığında Amasya merkez Oluzhöyük'te 2007 ile 2011 yılları arasında gerçekleştirilen bilimsel arkeolojik kazıda elde edilen eserlerin teşhir edildiği, Hitit Dönemi, Demir Çağ, Helenistik Çağ ve Roma dönemine ait pişmiş toprak ve maden eserler ile sikkeler teşhir ediliyor.

Ancient Roman floor mosaic featuring a detailed tree of life and birds within a circular border.
Ancient Roman floor mosaic featuring a detailed tree of life and birds within a circular border.

Yazı: Derya Şahin Şan

| Bu içerik, Amasya Kültür ve Turizm Dergisi’nin Haziran 2012 tarihli 1. sayısında yayımlanmıştır.