
BURSA
Yeşilinin Ortasında Bir Rüya
Bursa’yı anlamak için sadece şehri gezmek değil, bir imparatorluğun rüyasına girmek gerekir. Tanpınar’ın dediği gibi, Bursa’da zaman sadece bir saat tıkırtısı değil, "yeşil türbelerin" derin sükûnetinde akan ebedi bir nehirdir. Uludağ’ın (Keşiş Dağı) karlı zirvelerinden süzülen serin rüzgarın, ovanın bereketli ipeğiyle buluştuğu bu şehir, Osmanlı’nın beylikten devlete, topraktan taşa, kılıçtan medeniyete geçişinin ilk hecesidir. Burası, her sokağında bir kuruluş efsanesinin fısıldandığı, her camisinde bir fetih suresinin yankılandığı "Yeşil" bir hafızadır.
Uludağ’ın Eteğinde İlk Payitaht
Bursa, sırtını koca bir dev gibi Anadolu’nun en mağrur dağına yaslamıştır. Uludağ, şehri sadece rüzgârdan korumaz, ona karakterini verir. Kar sularının beslediği yüzlerce pınar, kentin sokaklarında birer damar gibi akar. Şehrin en yüksek noktasında, bir kartal yuvası gibi ovayı izleyen Tophane’de; Osman Gazi ve Orhan Gazi, kurdukları devletin sonsuz uykusuna dalmışlardır. Gümüşlü Kümbet’in altındaki o mutlak sessizlik, bir cihan imparatorluğunun çekirdeğidir. Burada esen rüzgâr, Söğüt’ten gelen o ilk tohumun nasıl ulu bir çınara dönüştüğünün hikâyesini anlatır.
Ulu Cami ve Yeşil Külliye
Kentin kalbinde, yirmi kubbesiyle bir dua gibi duran Ulu Cami, İslam sanatının en vakur cümlelerinden biridir. Caminin içindeki şadırvandan yükselen suyun sesi, devasa hat levhalarının asaletiyle birleşir. Burada su, caminin dışındaki dünyayı temizlerken; içerideki sessizlik ruhu arındırır. Biraz ötede, Bursa’nın sembolü olan Yeşil Külliye, Osmanlı'nın en güzel çini süslemelerine sahiptir. Firuze ve laciverdin en asil tonları, Çelebi Mehmed’in türbesinde bir "cennet bahçesi" illüzyonu yaratır. Bursa’da taş, ustasının elinde sadece bir yapı malzemesi değil, iman ve estetikle yoğrulan bir dua gibidir.


İpeğin Yolculuğu: Kozahan ve Kapalıçarşı
Bursa, asırlarca dünyanın en kıymetli dokusunun, ipeğin limanı olmuştur. Kozahan’ın avlusuna girdiğinizde, asırlık çınarların gölgesinde hala o kadim ticaretin kokusunu alırsınız. Çin’den yola çıkan kervanların menzili olan bu han, ipek böceğinin kozasından süzülen o eşsiz parlaklığın, sanatçı ellerde nasıl bir zarafete dönüştüğünün şahididir. Kapalıçarşı’nın loş koridorlarında, ipek şalların yumuşaklığına dokunmak, kentin ekonomik hafızasına temas etmektir. Burası, altının değil, emeğin ve sabrın parladığı bir ticaret mabedidir.
Gölyazı: Suyun İçinde Antik Bir Rüya
Bursa, adeta suyun içinde gizlenen bir masal gibidir. Apolyont (Uluabat) Gölü’nün bağrında, ince bir köprüyle karaya tutunan Gölyazı, zamanın durduğu bir balıkçı kasabasıdır. Apollon Krallığı’nın izlerini taşıyan antik taşların üzerine kurulan bu köyde, her akşam güneş gölün üzerine batarken, kentin hüzünlü ve lirik yüzü ortaya çıkar. Asırlık "Ağlayan Çınar", sadece dallarıyla değil, bu topraklarda yaşanmış binlerce yıllık aşkların ve vedaların ağırlığıyla yere eğilir.






Bursa'yı Keşfedin!
Şehri adımlarken daha fazlasını keşfetmek için rotanızı çizin...