A picture of a turkey flag in the middle of a building

ÇANAKKALE

Destanların Susmadığı Şehir

Çanakkale, iki kıtanın birbirine en çok yaklaştığı, ama tarihin en büyük ayrılıklarının ve kavuşmalarının yaşandığı o dar geçit...

Homeros’un "rüzgârlı" dediği Troya’nın tozundan, 1915’in barut kokulu siperlerine uzanan bu şehir; zamanın dikey bir eksende değil, iç içe geçmiş efsanelerle aktığı bir "eşik"tir. Burası, boğazın hırçın sularında yankılanan "Çanakkale Geçilmez!" nidasının ve aynı topraklarda kucaklaşan binlerce isimsiz kahramanın ebedi istirahatgâhıdır.

Mitolojinin ve Hakikatin Beşiği Troya

Bazı şehirler, insanlığın en destansı hikâyelerinin mekânıdır. Çanakkale’nin toprağına kazmayı vurduğunuzda, karşınıza derin bir tarih ve insanlığın en büyük destanı çıkar. Troya, binlerce yıl önce Helen’in güzelliğini, Akhilleus’un öfkesini ve Hektor’un vakur ölümünü anlatır. Hisarlık Tepe’de rüzgâra karşı durduğunuzda, Homeros’un İlyada’sındaki surların arasından gelen fısıltıları duyabilirsiniz. Doğu ile Batı’nın ilk büyük hesaplaşması burada yaşanmış; bir medeniyetin sonu, ölümsüz bir efsaneye dönüşmüştür. Troya, Çanakkale’nin antik ruhunu; her katmanında bir başka yıkılışın ve yeniden doğuşun izini taşır.

Gelibolu: Bir Milletin Kalbinin Attığı Yer

Boğazın karşı yakasına, Gelibolu Yarımadası’na geçtiğinizde zamanın rengi değişir. Burası, 1915 yılında dünyanın en büyük donanmalarına karşı "bir devrin battığı" yerdir.

Çanakkale Savaşları, sadece askeri bir strateji değil, bir varoluş mücadelesinin en kahraman şiiridir. Şehitler Abidesi, gökyüzüne doğru yükselirken; Anzak Koyu’ndan Conkbayırı’na kadar her karış toprakta, gencecik hayatların veda mektupları yankılanır. Mustafa Kemal’in "Size ölmeyi emrediyorum!" dediği, mehmetçiğin hayatını feda ettiği bu topraklar adeta bir açık hava mabedine dönüştürmüştür. Burada ölüm, düşmanlığı değil, Atatürk’ün o eşsiz ifadesiyle; "Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen anaların gözyaşlarını dindiren" bir dostluğu ve ebedi barışı simgeler.

Boğazın Bekçileri ve Aynalı Çarşı

Kentin merkezine döndüğünüzde, Fatih’in emaneti olan Kilitbahir ve Çimenlik kaleleri, boğazın iki yakasında birbirine bakan iki dev gibi durur. Bu kaleler, Çanakkale’nin stratejik konumunun mimari yansımasıdır. Kentin dar sokaklarında yürürken, türkülere konu olan Aynalı Çarşı’nın loş ışığında, geçmişin o hüzünlü melankolisi sizi karşılar. Çarşının içindeki camların yansımasında, savaşa giden "on beşlilerin" siluetlerini görür gibi olursunuz. Çanakkale, acıyı onurla, kahramanlığı ise sessiz bir vakurla üzerinde taşır.

Boğazın Uğultusu ve Yanık Bir Türkü
  • Akıntının Sesi: Çanakkale Boğazı’ndan geçen gemilerin pervaneleri ile dip akıntısının çarpışması, şehrin temel sesidir. Bu ses, boğazın altına gömülmüş binlerce zırhlının ve batığın sessiz uykusuna eşlik eden derin bir uğultudur.

  • Rüzgârın Islığı: Troya’nın surları arasından esen "poyraz", binlerce yıl önce Agamemnon’un gemilerinin yelkenlerini şişiren aynı rüzgârdır. Çanakkale’de rüzgâr, bir şair gibi kulağınıza şehrin geçmişini fısıldar.

  • Siperlerin Sessizliği: Gelibolu’da siperlerin arasında yürüdüğünüzde duyduğunuz o "mutlak sessizlik", aslında en gürültülü sestir. O sessizlikte, vatan için çarpan binlerce kalbin ritmini duyarsınız.

Soğuk Metal ve Sıcak Toprak
  • Nusret’in Sacı: Çimenlik Kalesi’nde duran mayın gemisinin o soğuk, perçinli çeliğine dokunduğunuzda, tarihin nasıl fiziksel bir güce dönüştüğünü hissedersiniz. O metal, sadece bir geminin gövdesi değil, bir direnişin zırhıdır.

  • Anzak Koyu’nun Kumu: Elinize aldığınız o incecik, açık renkli kum; okyanus aşırı gelen yabancı bir çocuğun avucunda tuttuğu son dünya parçasıdır. O kumun yumuşaklığı, savaşın sertliğiyle en büyük tezatı oluşturur.

Seyit Onbaşı’nın Sırrı

Sadece bir insanın fiziksel gücüyle değil, ruhunun ağırlığıyla kaldırdığı o 215 kiloluk mermi... Seyit Onbaşı’nın o anki hikâyesi, Çanakkale’nin özüdür. Savaş bittikten sonra aynı mermiyi fotoğraf için kaldıramaması, kentin o gizemli ve ruhani tarafının kanıtıdır: Çanakkale’de bazı şeyler sadece "o anın" kutsallığı ve inancıyla mümkün olur.

Çanakkale'yi Keşfedin!

Şehri adımlarken daha fazlasını keşfetmek için rotanızı çizin...