body of calm water near houses and trees during daytime

MUĞLA

Beyaz Evlerin ve Gölgelerin Şehri

Muğla denilince zihinlerde hemen masmavi koylar, Bodrum’un ışıltısı ya da Marmaris’in yeşili canlanır. Oysa asıl Muğla, o meşhur tatil beldelerine giden yolların kenarında, Asar Dağı’nın eteklerine yaslanmış, vaktin 20. yüzyılın başında durduğu bir "yavaşlık şehri"dir. Çoğu gezginin yanından geçip gittiği, ancak içine girenlerin bir daha unutamadığı Muğla şehir merkezi, Türkiye’nin en iyi korunmuş sivil mimari hazinelerine sahiptir.

Arasta’da Zamanın Ritmi

Muğla’nın kalbi, Arasta’da atar. Buraya girdiğinizde kulağınıza çalınan sesler modern dünyanın gürültüsü değil; tenekecinin çekici, ayakkabı tamircisinin dikiş makinesi ve şadırvandan akan suyun şırıltısıdır. 1895 yılından beri şehre vakti gösteren Rum Filvari Usta’nın eseri Saatli Kule, hala ilk günkü titizliğiyle çalışır. Restore edilen Yağcılar Hanı ve Konakaltı Kültür Merkezi gibi yapılar, kervanların ve tüccarların hikâyelerini bugünlere taşır. Muğla Arastası, yaşayan bir müze gibi esnafın selamıyla sizi karşılar.

Saburhane

Kentin en büyüleyici köşesi şüphesiz Saburhane’dir. Kara Muğla Deresi’nin ayırdığı bu mahallede, her köşe başı bir fotoğraf karesidir. Muğla evlerini diğerlerinden ayıran en belirgin özellik, o meşhur "kiremitten şapkalı bacalar"dır. Rüzgârı ve yağmuru ustalıkla yöneten bu bacalar, kentin sembolü haline gelmiştir. Beyaz badanalı, kırmızı kiremitli, avlulu ve birbirinin manzarasını kesmeyen bu evler; saygının ve estetiğin taşa, ahşaba bürünmüş halidir.

Karabağlar Yaylası

Şehir merkezinden sadece 3 kilometre uzaklıktaki Karabağlar Yaylası, kendine has mikroklima özelliğiyle yazın kavurucu sıcağında dahi sizi 10 derece daha serin bir havayla karşılar. Asırlık ulu çınarların gölgesinde, soğuk kaynak sularının başında kurulu yayla kahveleri, Yörük kültürünün yerleşik hayata bıraktığı en güzel mirastır. Burada, toprağın altında ağır ateşte pişen meşhur "Kuyu Büryanı"nın tadına bakmak, Muğla’nın toprağıyla ve ateşiyle tanışmaktır.

Masadağ’ın Zirvesinden Mabolla’ya

Doğa tutkunları için Muğla, yukarıdan bakıldığında daha da görkemlidir. Halk arasında Masadağ olarak bilinen Asar Tepe, tepesi bir masa gibi dümdüz olan coğrafi bir fenomendir. Zirveye çıktığınızda sizi sadece panoramik bir Muğla manzarası değil, Hitit metinlerinde dahi adı geçen kadim Mabolla Kalesi’nin kalıntıları karşılar. Burası, "Doruklar Ülkesi" Karia’nın neden bu ismi aldığının en somut kanıtıdır.

Dokuma Tezgâhından Sofraya Muğla

Muğla’yı tanımak için dokuma tezgahından sofraya onunla temas etmek gerekir.

  • Yeşilyurt’un İpek Dokuları: Kentin hemen yanı başındaki Yeşilyurt’ta, 3500 yıllık bir geçmişin izleri pamuk ve ipek ipliklerde yaşar. El tezgâhlarında dokunan, yazın serin kışın sıcak tutan bu kumaşlar; sabrın ve geleneğin parmak uçlarındaki emeğidir.

  • Muğla Pazarı’nın Bereketi: Eğer bir perşembe günü oradaysanız, pazarın canlı dokusunu mutlaka soluyun. Sadece taze sebzeler değil; iğne oyaları, el işi danteller ve bölgenin şifası "sakız çam balı" bu pazarın en değerli ürünleridir.

  • Bir Mutfak Arkeolojisi: Karnınız acıktığında bir esnaf lokantasına sığının. Ekşili döş dolması ve ağır ağır pişen keşkek, Muğla mutfağının yüzyıllardır değişmeyen tadıdır. Üzerine yenecek bir Saraylı Tatlısı ise, ziyafeti bir imparatorluk lezzetiyle taçlandırır.

Muğla'yı Keşfedin!

Şehri adımlarken daha fazlasını keşfetmek için rotanızı çizin...