Gaziantep Bakırcılar Çarşısı ve Zamanın Çekici
Gaziantep’in daracık, tarih kokan sokaklarına adım attığınızda, sizi önce o meşhur baharat kokuları değil, gökyüzüne yükselen ritmik bir uğultu karşılar. Bu, kentin binlerce yıllık zanaat geçmişinden gelen bakırın sesidir. Bakırcılar Çarşısı’na yaklaştıkça, o uğultu netleşir ve dünyanın en eski, en metalik ama en ahenkli senfonisine dönüşür.
Bakırın Kalp Atışı
Çarşının loş dükkânlarından sokağa çın-çın sesleri taşar. Her usta, bakırın soğuk gövdesine vurduğu her darbeyle kentin nabzını tutar. Bir yanda kaba vuruşlarla bakıra form veren usta başının tok sesi, diğer yanda çırağın daha ince, daha seri dokunuşları... Binlerce çekicin aynı anda, farklı tonlarda ama gizli bir orkestra şefi tarafından yönetiliyormuşçasına vurduğu bu ritim, Gaziantep’in kalp atışıdır. Bu ses durduğunda, sanki kentin hayat damarlarından biri kurumuş gibi olur.
Örsün ve Çeliğin Düeti
Bakırcılar Çarşısı’nda yürümek, bir ses tünelinden geçmek gibidir. Çekicin bakırla buluştuğu o an çıkan ses, bazen bir çığlık kadar tiz, bazen bir dua kadar derindir. Bakırın kızıl tenine işlenen her bir motif, her bir metalik yankı, dükkânın tavanındaki asırlık islere tutunur ve oradan sokağa, insanların ruhuna sızar. Bu ses, emeğin en saf, en gürültülü ama en dürüst halidir.


Zamanı Çekiçle Dövmek
Gaziantep’te zaman, saat tik-taklarıyla değil, çekiç sesleriyle ölçülür. Bu çarşıda "Zamanın Çekici", geçmişin ustalığını bugüne perçinler. O metalik senfoniye kulak verdiğinizde, sadece bakırın şekil alışını değil; İpek Yolu’ndan geçen kervanların gürültüsünü, tarihin o bitmek bilmeyen devinimini ve bir kentin yorulmak bilmeyen iradesini duyarsınız. Bakırcılar Çarşısı’ndaki bu devasa koro, Gaziantep’in dünyaya "Ben buradayım ve hala üretiyorum!" deme biçimidir.
Derinleşmek için: Bakırcılar Çarşısı’ndaki o ritmik seslerin arasında, ustaların birbirleriyle konuşmadan, sadece çekicin vuruş aralıklarıyla anlaştıklarını hiç fark ettiniz mi? Bu sessiz dil, "çekicin dili"dir; sesin gürültüden arınıp bir iletişim biçimine dönüştüğü o eşsiz zanaat adabını keşfetmek, sizi Antep’in ruhuna biraz daha yaklaştıracaktır.