Geyikli Zeytinyağı

Troya’nın binlerce yıllık rüzgârlarını arkasına alan Kaz Dağları eteklerindeki zeytinliklerde, hasat zamanı havada keskin, taze ve neredeyse "yeşil" bir koku hakimdir. Zeytinler henüz yeşilden mora dönme telaşındayken toplanıp soğuk sıkım yapılır ve ortaya yeşilimsi, bulanık bir iksir çıkar “erken hasat zeytinyağı".

Bir kaşık Geyikli zeytinyağını dilinizin üzerine koyup, havayla birlikte hafifçe genzinize çektiğinizde, burnunuza taze kesilmiş çimen, yeşil domates yaprağı ve enginar kokuları gelir. Bu, zeytinyağının kalbidir. Boğazınızdan geçerken hissettiğiniz o hafif yakıcılık ve dile yayılan o zarif acılık, yağın bir hatası değil; aksine içindeki "polifenol" denilen şifanın, meyvenin o taptaze direncinin imzasıdır.

Ege’nin Sıvı Altını ve Kadim Şifası Zeytinyağı, bu topraklarda bin yıldır karanlığı aydınlatan bir kandil, yaraları iyileştiren bir merhem ve sofraları kutsayan bir "sıvı altın" olmuştur. Geyikli’nin o meyvemsi zeytinyağına bir dilim ekmek bandığınızda, aslında bin yıllık bir ağacın bilgeliğini tadarsınız. O yağın parıltısında, denizin iyotlu serinliğini, toprağın cömertliğini ve insan emeğinin bereketini bulursunuz. Ege’nin en büyük sırrı, işte o bir damla zeytinyağının içinde gizlidir.

Fresh green olives growing on silver-green leaves of an olive tree branch in a grove.
Fresh green olives growing on silver-green leaves of an olive tree branch in a grove.