Çanakkale 1915
En Gürültülü Sessizlik
18 Mart 1915 sabahı, saat 08.00.
Çanakkale Boğazı’nın suları durgun.
Güneş, Seddülbahir’in taşlarına yavaşça vuruyor. Deniz o sabah sanki içinde biriken gerginliği saklıyor.
Henüz top sesleri duyulmamış, göğe tek bir duman yükselmemiş.
Sadece martıların sesi ve rüzgarın tabyaların üzerinden geçerken çıkardığı hafif uğultu duyuluyor.
Bu sessizlik, tarihin en gürültülü günlerinden birinin hemen öncesine ait.
Topçular mevzilerde; eller topun soğuk metalinde.
Askerler, sabahın keskin ayazında nefeslerini usulca verirken birbirlerine bakıyor.
Kimse konuşmuyor, zaman sanki donmuş.
Boğaz’ın iki yakasında zaman bekliyor.
Kilidbahir’in taş duvarları suskun, Mecidiye Tabyası’nda bir asker dua ediyor.
Köylerin üzerindeki sis, güneşle birlikte dağılmaya başlıyor.
Hiç kimse, az sonra denizin renginin değişeceğini bilmiyor.
O sabah, saat 08.00’den sonra yaşanacaklar zamanın belleğine kazınıyor.
Top sesleri suyun üzerinde yankılanırken, dumanlar göğe yükseliyor.
Bugün o kıyılarda yürüyen biri, hâlâ aynı rüzgârı hisseder.
Toprağın altında, denizin dibinde, taşların gölgesinde hâlâ o anın yankısı saklıdır.
Her 18 Mart’ta güneş yine aynı yerden doğuyor, su aynı sessizliği taşıyor.
Çanakkale’de her yıl aynı tarihte aynı gürültülü sessizlik yaşanıyor...

