Dionysos Şenlikleri ve Bağ Bozumu Çılgınlığı

Zamanın akışı Anadolu’da her zaman çizgisel değildi; bazen bir asmanın dalında düğümlenir, bazen de bir tiyatronun basamaklarında patlayan kahkahalarla dairesel bir sarhoşluğa dönüşürdü. Antik çağın Ege kıyılarında ve Menderes’in bereketli vadilerinde, takvimler sonbaharın o kızıl sıcaklığını gösterdiğinde, akıl yerini coşkuya, hiyerarşi yerini eşitliğe bırakırdı. Bu, Şarap ve Esrime Tanrısı Dionysos’un zamanıydı.

Maskelerin Ardındaki Özgürlük

Bağ bozumu bittiğinde ve ilk üzüm suları küplerde fermente olmaya başladığında, Nysa’nın (Sultanhisar) o muazzam kütüphanesi ya da Teos’un (Seferihisar) Dionysos Tapınağı birer karnaval merkezine dönüşürdü. Şenlikler başladığında toplumun tüm kuralları askıya alınırdı. Köle ile efendi aynı sofraya oturur, kadınlar dağlara çekilip dans eder, maskelerin ardına gizlenen yüzler gerçek kimliklerinden sıyrılırdı. O anlarda zaman; hasatın yorgunluğunu silen, insanı Tanrısal bir neşeye yaklaştıran "kutsal bir esrime" anıydı.

Dionysos şenlikleri sadece bir eğlence değil, bugünkü tiyatronun ve dramanın rahmidir. Koro halinde söylenen dithyrambos şarkıları, orkestra çukurunda yankılanan ayak sesleri ve Tanrı’ya sunulan kurbanlar; aslında insanın kendi varoluşunu kutlama biçimiydi. Seyirciler taş basamaklara oturduğunda, sahnede akan trajedi ya da komedide kendi hayatlarının yansımasını görürlerdi. O günlerde zaman, günlük telaşların ötesine geçer; maskelerin ve kostümlerin arasından sızan hakikatin, yani "insan olmanın" zamanına evrilirdi.

Classical oil painting The Youth of Bacchus by William-Adolphe Bouguereau depicting a mythological celebration.
Classical oil painting The Youth of Bacchus by William-Adolphe Bouguereau depicting a mythological celebration.

Ege’nin bağlarında ezilen üzümlerin kokusu havaya karıştığında, flütlerin (aulos) tiz sesi rüzgâra binerdi. İnsanlar sarmaşık çelenklerini başlarına takıp Dionysos’u selamlarken, aslında toprağın bereketine ve yaşamın döngüsüne teşekkür ediyorlardı. Bu şenlikler, insanın doğadan kopmadığı, aksine onun bir parçası olduğunu en hırçın ve en estetik haliyle hatırladığı anlardı.

Derinleşmek için: Seferihisar'daki Teos antik kentinin, tarihin ilk "Sanatçılar Birliği"ne (Dionysos Sanatçıları) ev sahipliği yaptığını biliyor muydunuz? Bugün bile Teos’un zeytinlikleri arasında dolaşırken, o kadim oyuncuların kulis heyecanını ve binlerce yıl önce taşlara sinmiş olan o coşkulu alkış seslerini hayal etmek, sizi antik dünyanın en özgür ruhlu zamanına götürecektir.